Her hareket bir iz bırakır. Bazıları toprağın üzerinde birkaç saat kalır. Bazıları yüzyıllar boyunca. Savaş sona ermiştir.
Yüzünü görmediğimiz göçebe savaşçı tek dizinin üzerinde duruyor. Başını toprağa sapladığı kılıcının kabzasına yaslamış. Yanında atı ve kurdu yorgun biçimde sessizliğe çekilmiş.
Yakınlarında yükselen taş ise artık yalnızca taş değil. Birinin burada yaşadığını, savaştığını, öldüğünü ve hatırlandığını söyleyen bir işaret.
Çünkü göç yalnızca yeni topraklara varmak değildir. Geride bir şeyler bırakmaktır. İnsanlar, mezarlar, anılar, kaybedilenler ve artık geri dönülemeyecek yerler.
İlk parçada bozkır sınırsızdı. Burada aynı bozkır ilk kez hafıza taşıyor. Güneş biraz daha yükselmiş olsa da ışık artık ilk sahnedeki kadar masum değildir çünkü yol başlamıştır.
Ve insanın toprağa bıraktığı ilk gerçek iz, her zaman ayak izi değildir.
Bazı izler yürüyerek bırakılmaz.
