Bir kültürü yalnızca hükümdarlarla, savaşlarla ya da tarihlerle anlatmak mümkün değildir. Bazen bir kültür, geride bıraktığı nesnelerde daha açık görünür. Bir eyerde, bir yayda, bir miğferde, bir seramik parçasında, bir tüfeğin metalinde, bir dolmakalemde, bir şehrin taşında.
FOUR ERAS, Türk tarihini dört ayrı tabloya bölmekten çok, aynı hafızanın dört farklı biçimde yaşamasını anlatır. İlk bölümde ufuk vardır, ikinci bölümde toprak, üçüncü bölümde şehir, dördüncü bölümde başkent.
İnsan figürü hiçbir tasarımın merkezinde değildir. Çünkü bu koleksiyon kahraman portreleri anlatmaz. İnsan çoktan oradan geçmiştir. Geriye onun kullandığı araçlar, dokunduğu maddeler, evcilleştirdiği hayvanlar, kurduğu şehirler ve üzerinde iz bıraktığı coğrafya kalmıştır.
Her çağın yanında bir hayvan bulunur ama hayvanlar dekoratif semboller değildir. Alageyik yolun, kartal hâkimiyetin, at hareketin, bozkurt ise hafızanın taşıyıcısıdır.
- 01 — PRETURK — hareket eder.
- 02 — POSTURK — yer edinir.
- 03 — LATETURK — düzen kurar.
- 04 — LASTURK — kendisini yeniden tanımlar.
Ve dördüncü tasarımda hikâye KURGAN.’ın ana fikrine ulaşır: bozkır artık uzak bir coğrafya değildir. Bozkır Ankara’nın ortasındadır. Göçebe artık at üzerinde değildir. Şehirdedir.
FOUR ERAS, Türklerin nereden gelip nereye vardığını değil, hareket ederken hangi parçalarını yanında taşıdığını anlatır.
